Ara
  • İlyas Boydak

Bir Başkadır yorum 1. baskı

En son güncellendiği tarih: 24 Ara 2020

Nuri Bilge Ceylan’a:

“Filmleriniz neden herkese göre değil, kolay izlenemiyor?” diye sorulunca şöyle bir cevap veriyor.

“Valla tabi kolay bir konu değil, Amerikan filmlerine gitmeyi çok yorgun olduğum zaman bende seviyorum çünkü bu tarz yani benimki gibi filmler muhakkak ki, daha çok enerji gerektiriyor ve insanının kendisiyle daha güçlü ilişkileri olması gerekiyor. Yani insanı kendi ruhunda bir takım karanlık bölgeleri merak eden bir insan olmasını gerektiriyor. Ama günümüzde böyle bir talep fazla değil, insan tam tersine kendi gerçeğinden uzaklaşarak rahat, edebiliyor ve böyle bir yol tercih ediyor yani muhakkak ki, su kolay bulduğu yerden akar ve insanlar sinemaya uzaklaşmak için, yani unutmak için gidiyorlar. Bişey öğrenmek için değil . Hatta şimdi giderek...Eskiden ağlamak için giderlerdi şimdi gülmek için gidiliyor, yani çok değişti zaman.”




Bence üstad cevabında tüm dünya daki bağımsız sinema yapımlarının kaderini ifade ediyor: Bu tür filmlerin anlattıkları ne kadar değerli olursa olsun, işte sinema sanatı bunun için var diyen azınlık sinema severler haricinde boş koltuklara gösteriliyor, hatta salon dahi bulamıyorlar.

İroniye bakın ki bu noktada dıj güçlerin ve onun iç minnaklarının cirit attığı, kontrol altına alınması gerekli dijital medya platformlarının en popüleri Netfliks’de karşımıza bir kumanda uzaklığında bu memleketin gerçeğini suratımıza haykıran bir başyapıt çıkıyor. Tam da aylardır sinemaya, konsere, gösterilere aç olduğumuz şu günlerde imdadımıza yetişiyor.


İlk sezonu yayınlanan Bir Başkadır ile Berkun Oya hayatın tam içinden gerçek karakterler oluşturmuş, bunlara harika dialoglar yazmış, üzerlerine düşeni ne eksik ne fazla yapan oyuncu seçimleri yapmış. Teknik olarak tertemiz bir iş çıkarmış. Eski Türk sineması çekimlerini harikulade harmanlamış, renkler, görüntüler, geçişler, metaforlar, anlatımlarla çok başarılı iş kotarmış. Titizlikle seçilmiş müzikler ve bölüm sonlarında ki alışılmamış jeneriklerle ayrı bir dokunuş yapmış.


Hepsi bambaşka detaylardan öte asıl değeri muhteşem hikayesi; aslında farklı mahallelerdeki insanlarımızın ne kadar birbirine uzak gözükse de bir o kadar da yakın olması gerçeği. İdeolojilerin kendi kitlelerini etki altına alma, konsolide etmek için kendinden olmayanı ötekileştirme arzusuna rağmen insanların birbirini hala anlayabileceğine, empati kurabileceğine dair umut yeşertmesi. “İşte bu bizim hikayemiz öyle saf öyle temiz...” dedirten bir dizi. Tüm bunları yaparken de insanı yormadan, ilgi ile izletmesi.

Planlı kamplaştırma sonucu duygusal olarak uzaklaştığımız ve pandemi sonucu fiziki olarak da ayrı kaldığımız dostlarımızla mesafe daha da açılıyor. Bir dizinin anlattıkları bir şeyleri değiştir mi? Zor ama çıkmadık candan umut kesilmez.


Hala izlemeyenler varsa izlerken bir sefer olsun iğneyi kendinize batırmayı deneyin. Mümkünse karakterleri buna, şuna veya ona benzetmeden önce acaba ben hangisine daha yakınım diyerek izleyin.

Son söz; umarım iyi başlayıp kötü devam eden veya biten hayatımızdaki diğer tüm şeylere benzemez, zira söylediklerim ilk sezon icin geçerlidir.

515 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ted konuşması

<div style="max-width:854px"><div style="position:relative;height:0;padding-bottom:56.25%"><iframe src="https://embed.ted.com/talks/achim_steiner_humanity_s_planet_shaping_powers_and_what_they_mean_fo